22 Ekim 2011 Cumartesi
Bilmiyorum
"Haydi görüşürüz" deyip ayrıldık.
Otobüs durağında bekliyorum, sağa sola bakıyorum. Bir sigara yaktım, mp3 te çalan müziğin tribine girmiş bir şekilde sigara dumanını üfledim. Okulu kazandıktan sonra iplerimi biraz bollaştırıcam diye söz vermiştim kendime ama yine aynı gidişata devam ediyordum; bir şeylerin sonrasını düşünmekten bir bok yapamayan biri. Ben bunları düşünürken odaklandığım noktadan kafamı kaldırınca, hemen önümde otobüs saatlerine bakmaya çalışan kızı farkettim. İstese 2 adım sağa geçip rahat rahat görebilirdi, ama "pardon" deyip beni oturur vaziyette olmama rağmen kenara kaymamı istedi. Niye? *düşünme niyesini boşver, kay işte*. Bakmaya devam ediyor, gözünü kısıyor, bi türlü göremiyordu. Canıma tak etti sordum, hangi otobüse bakıyorsunuz, "112" dedi. *iyi de 112 nin saatleri orda yazmıyor ki, neyse belki yenidir*, saati söyledim, yanıma oturdu. Bir sigara çıkardı, ateş istedi, sigarasını yaktım, teşekkür etti, bi şey demedim. Bi ara bakınırken ona doğru çevirdim kafamı bana bakıp gülümsediğini gördüm. *anlaşıldı* dedim içimden...
Otobüs geldi, kuyrukta yanıma geldi, otobüste de yan yana oturduk. Evet artık bi şeyler söylenmeliydi, söylendi de, övgülerle, itiraflarla, kendini küçümsemelerle geçen yolculuk, kızın isteğiyle normal varış yerinin aksine göztepe'de sona erdi. Kafeye gidildi, kahve içildi. Kahvenin yanında gelen çikolata yenmedi, "neden yemiyorsun" diye soruldu, "çikolata sevmiyorum" dendi, "o çikolata değil ki lokum" şeklinde, çok zeka göstergesi bir lafmış gibi muzip bir gülümseyle cevaplandı. Aklına geldi, "sonuçta çikolatalı ne farkeder?" demek ama diyemedi. Bazı ufak münakaşaların cevap limitleri var sanki. İşin kötüsü cevap veremedi diye içi içini yemeye başladı, uyuz oldu. Mutlaka bir sonraki görüşmede konuyu lokuma getirip, çikolatalı olduğundan iğneliyici bir şekilde bahsetmeliydi. Bunu da yapılacaklar listesine ekledi, kızın evine doğru ilerlerken...
Daha önce hiç böyle bir maceraya(!) atılmadığım için kafede geçen zaman yaşanmamış gibi geldi, neden böyle oldu? Ne yaptım ki? alt tarafı daha önce yeni tanıştığım kişilere ilk etapta anlattığım komik anıları, yaşadığım ilginç olayları falan anlattım. Farklı olarak yaptığım bir şey de yok. E o zaman bu çekince niye? Üstelik kız tüm açıklığıyla kendinden bahsediyor. Ürküten, bilinmeyen mi yoksa bu açıklık mı, yoksa bilinmeyenin açıklığı mı? Bilmiyorum. Bahsederken sesim sanki tanımadığım bir tona giriyor, sanki mimiklerim sözlerimin aksine içimdeki sebebi belirsiz endişeyi olduğu gibi karşıya yansıtıyordu. O ise gayet aslına sadık bir şekilde konuşmaya devam ediyordu.
"işte geldik" dediği an neden orgazma benzer bir rahatlama duydum bilmiyorum, bir an önce bitmeliydi bu saçmalık. Tokalaştık, "ben seni ararım yarın" dedim. Neden böyle bir şey dediğim konusunda hiçbir fikrim yok. Sanırım bazı kalıplaşmış olaylar, akışı içinde devam ederken, o akışın kalıplaşmış kelimeleri kendiliğinden söyleniyordu, irade yoktu. "Tamam" dedi gülerek. Öpüştük, kapıya doğru giderken arkasından baktım(çünkü olayın akışına göre öyle olması gerekiyordu) tedirgin bir şekilde. Arkasını dönüp anahtarını almak için çantasına baktığı anda arkamı dönüp yürümeye başladım. Bir sigara yaktım, köşeyi dönerken polisle karşılaştım, alın beni içeri kapatın, yoksa yarın çok fena şeyler olacak diyesim geldi. Diyemedim,
Eve gittim, etek traşı oldum...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder