Yatağın içinde mayışık bir şekilde uzanıyordum, yarım saat önce uyanmış olmama rağmen hala ayağa kalkmak için kendimi hazır hissetmiyordum. Hem kalkıp ne yapacaktım ki? yine kalkıcam elimi yüzümü yıkicam daha sonra kahvaltı yapıp bilgisayarın başına oturup saatlerimin büyük bir kısmını bilgisayarın masaüsüstünde boş boş sağ tıklayıp yenile yapıcaktım. Ailemle zaman geçiriyim desem, anne ve babamla zayıf bir iletişimim vardı, bir kız kardeşim var onla ise tamamen farklı iki karakteriz.
Arkadaşımı arayabilirdim ama onla da yapabilceğimiz şeyler yine aynıydı, ya bize gelcek beraber film izlicez yada rahat olduğumuz ve bütçemize uygun bir mekanda bira içip bırak fikir çatışmalarını ve tartışmaları, söylenen sözler direk kendiyle çelişicekti daha sonra birbirine karşıt olan görüşler alkolün etkisiyle bir noktada buluşacaktı. Her içki masasında aynı muhabbetler aynı görüşler aynı hayat felsefeleri daha kapsamlı ve kendini geliştirmiş, daha da mantıkla yoğrulmuş bir şekilde konuşulurdu ve yine her seferinde alkolün etkisiyle bütün karşıtlıklar aynı noktada buluşurdu. Eskiden beri insanları bir fikir, bir inanış altında bir araya toplayıp dayanışma yaratan, yardımlaşmayı hat safhaya taşına amacı güden olgu "din" olarak düşünürdüm ama artık inanıyorum ki artık bu alanda, akol ağırlığını yavaş yavaş koymaya başladı. Alkol masasının sağladığı samimiyeti, alkolün oluşturduğu dağınıklık sonucu en aykırı düşüncenin bile ortalamaya ineceği, alkol masasından sonra oluşan yardımlaşma ve dayanışma... o kafayla nasıl hiç olamadığım kadar "insan" olabildiğime şaşırıyorum bazen. Alkol masasından kalktıktan sonra hiç kimse ortada kalmaz, sokakta kalmaz, en nefret ettiğiniz adamı bile evinize davet edersiniz, insan olursunuz.
Alkol güzeldi ama artık sıkıcıydı. Alkolden bile sıkılma raddesine geldiğime göre ortada büyük bir sorun vardı yatağımdan kalkıp doğruldum, hayatımda mutluluk veren olayların anlamını yitirmesine anlam veremedim.Tanrı ya inanıyordum ve ondan yine bi şey istiyecektim, istediğim türden bir mutluluk. Hani, "ulan başka bişey istesem olacakmış" dersiniz ya, o tip bir andaymış gibi hissettim kendimi ve aklımdan geçirdim, "ulan ağzımdan çıkan, aklımdan geçen her istek,her kelime, her duygu her his tam anlamıyla gerçek olsa ya" diye.
Gerçekleşip gerçekleşmediğini test etmek istedim ama çok dikkatli olmalıydım eğer isteğim gerçekleşmişse bunun tehlikeli taraflarıda vardı zira her isteğin gerçekleşmesi o kadar da güzel bi şey değildir. Kahvaltıyı hazırladım, evde her şey vardı bir kuş sütü eksikti... aklımdan geçirdiğim anda masada, bir bardağın içinde garip bir sıvı gördüm. Yukarda ki benle dalga geçiyor olmalıydı, kuş sütü diye bi şey olmaması lazımdı, tadına bakmaya cesaret edemedim. Olayın daha ilginç yanı mecazlarım, deyimlerim de gerçekleşiyordu. Daha da dikkatli olmalıydım ama yapabilme şansım olmasına rağmen yine odamı toplamak istemiyordum.
Evden dışarı çıkmaya cesaret edemiyor, korkudan aklımdan bi şey geçirmemeye çalışıyordum ama aynı zamanda böyle bir fırsatı kaçırmak istemiyordum. Üstümü giyindim saçlarımı tam istediğim gibi yapabilmiştim yeteneğim sayesinde, saçlarımı hiç bir zaman yapamadığım ama hep olmasını istediğim, "tam istediğim gibi" haliyle görünce zevklerimi yeniden gözden geçirmeye karar verdim. Sokağa çıktım, inanılmaz bir sıcak vardı, otobüse binip taksim e gitmeye karar verdim.
Daha bineli 5 dakika geçmemişti ama ben sıcaktan sucuk gibi oldum demeye kalmadan sucuk gibi kokmaya başladım, yeteneğimi unutmuştum ve şükrettim, iyi ki, "gibi" dediğim için. Taksim e giden otobüste bir kişi sucuk oldu temalı haberin esas oğlanı olmak hiç güzel olmazdı. Bu haberi düşününce gülmeye başladım, kahkahalar atıyordum, insanların şaşkın ifadelerini gördükçe, gülmekten altıma sıçıyordum... Lanet olsun yine gerçekleşmişti, pantalonumun ağına öyle şiddetle sıçıyordum ki pantalon götümden düşüyordu. İnsanlar artık korku dolu gözlerle bakıyordu, düğmeye bastım, "keşke gülmekten altıma işeseydim, diye düşünseydim lan o yine daha iyi" diye aklımdan geçirdim... Hay amına koyayım, şimdi de altıma işiyordum, eve bir durak mesafe uzaklıkta durağın içinde sanki evdeymiş gibi bir rahatlıkla altına sıçan ve işeyen bir insandım. Bu halde fazla gidemezdim, pantalonu çıkardım ama donu indirirken insanlara iyice rezil olmamak adına özel bi şey istedikten sonra, rahatlıkla donumu da çıkardım, aşşağıya baktığımda kendimi mutlu hissettim. O kadar rezilliğin arasında tek derdim oydu sanki. Eve doğru dal t.şşak koşuyordum ama bi yandan da halime gülüp altıma sıçıyordum, yani hem koşup hem sıçıyordum.
Sonunda eve gitmiştim, anne ve babamın gelmesine az bir süre kaldığından evdeki bok lekelerini temizledikten sonra aynanın önünde kendime bakmaya başladım. Düşündüm, her şey benim elimdeydi, o rezil durumdan kendimi çok iyi sıyırabilirdim, kendimi kurtarabilirdim ama yapamadım, elimdeydi, istesem süper bir şekilde günümü geçirebilirdim ama aklıma gelmedi. Böyle şans elime geçmesine rağmen yine sıçmıştım hem de harbi harbi sıçmıştım. Sorun sanki kimse de değil de benim isteklerimde benim mentalitemden kaynaklanıyordu.
Olay yine benim salaklığıma, bana patlayınca kendimi sudan çıkmış balık gibi hissettim... Bir kere daha olmuştu yine hislerim gerçekleşmişti, nefes alamıyor yerde çırpınıyordum aklım başıma gelmişti durumu değiştirebilirdim ama o anda tek istediğim şey nefes almaktı, nefes almak nefes almak... Yine olmuştu, babam eve geldi, yerdeki beni görünce çok şaşırdı çünkü evimizde bir balık yoktu, hemen bir bardağa su doldurup beni içine koydu.
Artık nefes alabiliyordum ama çok yorulmuştum. İstemek ve düşünmek istemiyordum, daha kötü bir duruma düşmediğim için balık halime şükrettim. Su bardağının içinde kafamı çevirdiğimde masanın üstünde bana bakan, ölmek üzere olan kelebeği farkettim. Alaycı ve küçümser bir ifadeyle bana bakıyordu, ona aslında olayın nasıl olduğunu büyük bir heyecanla anlatmak isterdim fakat çoktan ölmüştü, onu geri getiremezdim. Balık olmak yine iyiydi be.
Sonlara doğru çok güzeldi. :) Vermek istediğin mesajı aldım, haberin olsun. :b
YanıtlaSilBağlantı güzel olmuş. :)
YanıtlaSil