18 Nisan 2010 Pazar

Çirkin.

Eve geldikten sonra yemeğimi yedim ve büyük bir heyecanla bilgisayarın başına oturum. İnanılır gibi değildi, yaklaşık 4 saate yakın bilgisayar açıktı fakat kimse yazmamıştı. İnsanların muhatap almaktan hoşlandığı biri değildim sanırım. 3-4 tane dostum vardı sadece, onun dışında arkadaşlıklarım, merhaba merhaba dan ibaretti.

Kadınları çok merak ediyordum, hiç kadın bir dostum yoktu. Aslında kadın dost ta istemiyordum ben, kadın sevgili istiyordum. Filmlerden gördüğüm gibi dudaklarımı onunkilerle birleştirmek, zarif bir tene dokunmak ve yastıkların dışında kafamı koyabilceğim küçük bir omuz istiyordum. Doğrusunu söylemek gerekirse öpüşmekte anlamsız geliyordu. İki tane et birleşiyordu, o anın durumuna göre hızlanıyor veya yavaş bir şekilde hareket ediyor yine o anın derecesine göre dil emiliyor veya emilmiyordu, bana çok saçma geliyordu ne bilim. ki hakkaten de bilmiyordum.

Kadınlar hakkında fazla bilgi sahibi olmamakla beraber hoşlanma kriterlerimi de tam oturtamamıştım ama şundan emindim ki bir kadının elleri ve ayaklarının güzel olması çok önemliydi benim için. Sanırım bunun sebebi otobüsteki kızdan ötürüydü; otobüste dikkatimi çeken kız, 1.70 boylarında beyaz tenli, uzun siyah saçlı ve sanırım beyaz teninden dolayı çevresinde hafif kızarıklıklar olan büyük yeşil gözlere sahipti ayrıca bunların üstüne çok ta güzel bir vücudu vardı. Güzel yüzüne bakmayı kesip aşşağıya indiğimde ellerinin güzel olduğunu farkettim, biraz daha aşşağıya inip ayaklarına baktım... İğrençti, sanki ayak tırnakları birbirinden ya daha uzundu yada daha kısa ve etine gömülüydü amele tırnağı gibi. Gözümde bir anda sıfır olmuştu, hemen numarasını alıp disipline vermeliydim, aklımdan atsınlar diye.

Dışarıya çıktım ve hayalimdeki kadını bulmak için otobüse bindim. Akbilim olmasına rağmen şoföre para verip binmeyi tercih ettim çünkü o işlemler sırasında otobüsün içindeki güzel kızları tespit etmek için zaman kazanacaktım. Para üstünü aldım ve sağda karşılıklı dörtlü koltuğa oturdum. Kısa boylu, kısa kızıl saçlı, siyah gözlü ve beyaz tenliydi. Kemik gözlüklerde güzel duruyordu. Şirin bir ifadesi vardı, 4-5 durak boyunca göz teması halindeydik, sanırım onun dikkatini çekmiştim. Vücdunu incelediğim sırada hareketlenmeye başladı, bu bir sonraki durak kalkacağına işaretti ve tam kapıya doğru hareketlencekken kapıya doğru hareketlendim ve "dur" düğmesine basar gibi yaptım. Düğmeye tam bastığımı sanmış olacak ki hareketlenmeyi kesti ve durağa gelene kadar oturmaya karar verdi ama yanılıyordu çünkü otobüs büyük bir hızla durağı geçip gitti. Şaşkın şaşkın bana baktı, kendimi tutamadım ve sırıtmaya başladım, "hey allahım sen sabır ver" gibisinden kafasını yana çevirdi.

İneceği duraktan sonra ki durakta ineceğinden emindim. Kalktı düğmeye kendi bastı, hala gülüyordum, onun da sinirleri bozuldu sanırım ve o da güldü. Beraber otobüsten indik. Bu kadar oyundan sonra konuşmazsam olmazdı ve yanına gittim,

- Pardon. (bi bakar mısınız anlamında)
+ önemli değil.

Gitti, "önemli değil" dedi ve gitti. Ağzım açık arkasından bakakaldım. İndiğim durakta güzel bir kız daha oturuyordu, uzun süre bakıştıktan sonra yanına oturdum. İlk sinyali çaktı ve çantasından pasosunu çıkarıp bilgilerin yazdığı kısmı elinde açık bir şekilde tutuyordu, özel üniversiteye gidiyordu ama bir şekilde hallederdim. Nerdeyse tüm hatların otobüsü geçmiş ama kız yine gitmemişti. Salaklık bendeydi, benim hamle yapmamı bekliyordu ama daha önce hiç böyle bi şey yapmamıştım ve bu işlerin nasıl olduğunu bilmiyordum. Emin olmak amacıyla, yeniden bakışmak için ayağa kalktım ve durağın direğine yaslandım, garip garip bana bakıyordu ve galiba sabırsızlanıyordu. Bir fikir bulmak için düşünürken karşıdan durağa doğru audi tt marka bir araba yaklaşıyordu, çocuk benim yaşlarımdaydı. Durağa yanaştı, kornaya bastı. Kızın hareketlendiğini görünce kendimi aptal gibi hissettim. Kız, kendini audi tt ile almaya gelen bir adamı, "nerde kaldın" diye fırçalıyordu. Ben olsam böyle bir arabayı benim gibi birini almak için hiç zahmet ettirmez, direk ben arabaya giderdim.

Gülünecek haldeydim. Artık daha kolay lokmalar arayışındaydım, NEFES ALSIN YETER ! Karşıma çıkan ilk kıza aşık olacaktım, uğraşmaktan bıkmıştım. Eve gitmek için otobüse bindim, şoföre parayı uzattum ve şöyle bir etrafı kolaçan ettim. Kolay olsun istiyordum ve orta kapıda duran kısa boylu kilolu kızı gördüm. Muazzam bir çirkinliği vardı. 1.50 boylarında, kilolu ve göbekli, uzun siyah saçlı, siyah gözlü, kilodan dolayı sarkmış büyük göğüslerine değicek kadar sarkıklıkta gıdısı ve hepsinden kötüsü içinde siyah siyah kirler bulunan etine gömülü yenmiş tırnakları vardı. Evet ben buna aşık olmalıydım. Sevicek bir tarafını arıyordum ama yeşil tonlamalı ağır makyaj yüzünde adeta bir maske gibi duruyordu. Hah küçük ayakları vardı, küçük ayaklar her zaman şirindir... tabi terden dolayı çorabın siyah yünlerinin parmak aralarına yapışmadığı ve tırnakları koparılmış, etine gömülü olmayan tırnaklı ayaklardan bahsediyorum. Bu insanla eninde sonunda biri hoşlanacaktı ve kendimi o, "eninde sonunda hoşlanacak" birinin yerine koydum. Aradığım cevap çok basitti, şansımı zorlamamalıydım, kadına ihtiyacım vardı ve fazla alternatifim yoktu.

İndiği durakta indim ve yanına gittim,

- Pardon.
+ evet?
- ya ben sizi beğendim de... tanışabilir miyiz?
+ sebep?
- !?
+ konuşacak mısınız?
- çünkü sizi beğenmemden dolayı...
+ beni beğenecek kadar düştün yani ha?


Bu lafından sonra beni kafeslemeyi başarmıştı. Çok hoşuma gitmişti bu cevap. Aslında iyi bir bayan olduğunu söyledikten sonra benimle ilerideki cafe ye kadar gelmesini sağlamıştım. Sevgiliydik. Yakışıklı ve içine kapanık bir insan olarak çirkin ve girişken bir kadınla sevgiliydim. Sarkık yumuşak gıdısıyla oynamak çok hoşuma gidiyordu, tombul yanaklarını sıkıp öyle öpüyordum. Hiç bir yastık onun göbeği kadar rahat değildi. Tırnaklarını da yemiyordu artık. Sanırım bu boktan kadına aşık oluyordum.

Beni utangaçlığımdan, yıllardır kolaya kaçıp ardına saklandığım yalnızlığımdan ayırıyordu. Yaşadığımı hissediyordum o garip kadınla. Yatıyordum o garip kadınla, öpüyordum o garip kadını. Konuşuyordum o garip kadınla, anlatıyor, anlıyordum garip kadını. Beni adam ediyordu, insanlarla rahatça konuşabiliyordum artık. Bu çirkin kadın hayatıma birçok güzellik katıp, bana nasıl mutlu olunduğunu, nasıl yaşandığını öğretiyordu, artık insan ile ilişkiler açısından bu kadın sayesinde tecrübeleniyordum. Ona bir leke, zarar gelmesini istemiyordum, onu savunuyordum,

- oğlum sen bu kızla yattın mı lan?
+ yok lan oha.
- hadi lan yattın di mi? hehehe
+ yok oğlum saçmalama lan.
- ya oğlum bırak yaa, kaç aydır çıkıyorsunuz lan çakal.
+ abi ayıp oluyo.
- lan oğlum benden mi utanıyorsun? yapmışındır illa.
+ off tamam abi yattık ya.
- siktir lan sen anlamazsın o işlerden sallama.
+ !?

bazen bu tür diretmelerde, karşıdakinin iddiasını bir süre sonra kabul edince olay kendi istediğiniz gibi sonuçlanabiliyor.

Sevgilimle çok mutluydum ama eskisi gibi değildim, bunun sebebi sanki tecrübelenmemdi. Seviyordum ama eskisi gibi mutlu değildim, gözüm açılmıştı sanki. Onunla beraber kabuğumu kırdığımdan beri insanlarla ilişkilerim kolaylaştığı gibi kadınlarla da ilişkilerim gelişmişti haliye. Çok zor olarak gördüğüm tanışma faslı, flört faslı gibi olayların aslında basit olduğunu anladım, insan da basit bir canlıdır zaten.

Monoton gelmeye başlamıştı her şey. Artık kabuğumu tamamen kırmalıydım, ondan kurtulmalıydım.

- zeynep, canım benim söylemek istediğim şeyler var.
+ söyle tabi hayatım?
- sence iyi miyiz?
+ neden?
- ben artık sıkılıyorum, bana tat vermiyor artık bu ilişki.
+ hıh(gül), biliyordum böyle olucağını zaten.
- nasıl yani?
+ bu işler hep böyledir, ilk defa sende olmadı bu... tamam ayrılalım, umarım hayatında mutlu olursun.
- teşekkür ederim, her şey için. beni sen yetiştirdin.
+ esrafrullah. haydi kalkalım o zaman.
- zeynep.
+ efendim?
- özür dilerim.

bar dan ayrılmıştık. içimde bir şeyler kopmuştu sanki. Ayrılırken hiç üzülmemişti sanki başına gelecekleri biliyordu ve alışıktı, sanki ben ondan değil de o benden ayrılmıştı. Bu olaydan sonra artık tamamen tecrübeliydim, hazırdım.

Artık güzel bir kadınla beraber olmak istiyordum, o kapasite, tecrübe artık vardı. Aynı zamanda tecrübenin beni yoldan çıkardığını hissediyordum ama aldırmıyordum, çünkü artık olayların nasıl işlediğini, artık daha iyi bir eş e sahip olmanın daha iyi olacağı fikri bana daha mantıklı geliyordu. Halbuki o kadınla mutsuz da değildim. Ama daha iyisi neden olmasın?

Hiç birbirimizi aramadık ayrıldıktan sonra, bir anda hayatıma girip, bir anda hayatımdan çıkmıştı. Arık yeni bir sevgili bulmaya hazırdım, güzelinden. Otobüse bindim otobüs şoförüne parayı uzattım, güzel kızı gözüme kestirdim ve yanına gittim. 1.75 boylarında, esmer, mavi gözlü, küçük suratlı ve çok zarif bir duruşu vardı aynı zamanda tırnakları da güzeldi. Otobüsten inmek üzere kapıya yaklaştı, yanımdan geçerken kokusu sanki oksijenin kokusuydu, oksijensiz yaşayamazdım. Otobüsten beraber indik yanına gittim,

- pardon... bakar mısınız?
+ efendim?
- ya lafı dolandırmak istemiyorum, sizin içinde sakıncası yoksa tanışabilir miyiz?
+ sebep ?
- emmm... çünkü sizden etkilenmemden dolayı.
+ hah hah(gülüyor) iyi cesaret valla, adım dila tütüncü. facebook tan ulaşırsın, acelem var, görüşürüz.
- peki.

Mecburen bir facebook hesabı açtıracaktık, o güzelliğe değerdi.

Güzel olmasına rağmen muhabbetlerimiz sürekli kitleniyordu, biraz kültürsüz, cahildi ama bu benim işime geliyordu çünkü ben bilgilerimi, tecrübelerimi konuşturdukça onu daha çok etkiliyordum. Ona bir çok yeni şey öğretiyordum. Yatıyor, yaşıyor, eğleniyorduk. Ona hayatında bir çok yeni şeyi ben öğretiyordum.

Bir gün sahilde oturuyorduk, sessizliği bozdu,

- kerem, sana söylemek istediklerim var.
+ tabi hayatım.
- ben artık sıkılmaya başladım.
+ neden?
- sence de monotonlaşmaya başlamadı mı ilişkimiz.
+ ...

onu artık geri döndüremezdim,

- peki dila.
+ sana minnettarım. Bana çok şey öğrettin, yaşamayı öğrettin.
- estafrullah, daha öğreneceklerin var, hayatı sana en son öğreten kişi olmicam, emin ol. Haydi kalkalım. (acı bir tebessümle)
+ teşekkür ederim, sana çok değer veriyorum(!), kendine iyi bak.

Ayrılmıştık. Onun çirkini olmuştum, bu döngü hep devam edicekti. Tecrübe bizi hep birinin çirkini veya güzeli yapacaktı.

1 yorum:

  1. "Gözümde bir anda sıfır olmuştu, hemen numarasını alıp disipline vermeliydim, aklımdan atsınlar diye. "

    Hmm... İyi be. :)

    YanıtlaSil