Hayatım artık iyice zıvanadan çıkmıştı. Ellerimi açıp gerçekleşmesini istediğim dilekler her zaman, hayatımın çok önemli bir virajında karşıma çıkıyordu ve bir seçim yapmak zorunda kalıyordum, ya yapmak zorunda olduklarım ya da her zaman istediklerim arasında kalıyordum. İşin daha da ilginci hangisini seçersen seçeyim, seçtiğim şey de yine sıçıyordum. Bunun nedeni şüphesiz, aklımın seçmediğim olasılıkta kalmasıydı. Burdan da aslında benim, ne istediğini bilmeyen, sırf yapmış olmak için hayatı hakkında ciddi kararlar aldığından dolayı mütemadiyen sıçan bir insan olduğum sonucuna varıyorduk. Bu hep böyle gidecekti, ben iki olasılığı birden kaldırabilcek bir insan olmadığım için sürekli bir olasılığın elimden gitmesine göz yumacaktım. Kaybeden kelimesinin sözlük karşılığıydım.
Sahilde bira ve sigara eşliğinde güneşin batışını izliyordum. İçimden kafama sıkıp, şu dünyadan siktir olup gitmek geliyordu ama şeytan yapma diyordu sanki...Yalnız yaşayan bir insan olduğum için kendimi sağlama almak için ne olur ne olmaz diye aldığım bir tabancam vardı, bunu yapabilirdim ama daha yapacak işlerim, işleyeceğim günahlarım, yiyeceğim kazıklar ve bunların sonucunda edeceğim bir isyanım vardı. Şişenin dibinde kalan 1-2 damla birayı da içip boş şişeyi poşete koydum.
Muhabbet edicek birilerine ihtiyacım vardı. Yakın arkadaşımı arayıp çağırdım ve kapatırken, gelirken ikişer bira almasını söyledim. Sıcak yaz gününde hava, benim negatifliğimden soğuyordu sanki. Arkadaşım nihayet gelmişti ve biraları da almıştı. Uzun bir muhabbete girdik. O anlattı, ben anlattım, saatlerce konuştuk. Konuşmanın sonucunda benim yalnız bir insan olduğum sonucuna varmıştım. Bu fikrime karşı çıktı,
- olur mu abi ben varım yaa !?
Ne kadar yavan bir söz. Bir insanın hayatında tekel bir kişi olduğunu ilan ediyordu bu söz sanki. Bu laf sanki siz daha sonra kendinizi kandırmak, biraz mutlu olmaya çalışmak için söylediğiniz, "aslında yalnız değilim lan, sen varsın işte yeter bana" lafının hazırlayıcısıydı, aynı zamanda doğrudan karşıdakinin ego yu tatmin etmeye yarayan bir laftan başka bi şey de değildi. Ben böyle oldukça insanlar daha fazla kendilerini tatmin etmek için beni daha çok yalnızlığa mahkum etmek isteyeceklerdi. Sadece çağırdığım zaman gelip iki felsefi muhabbet döndürecek, hayat dersi vericek ve daha sonrasında kimseye güvenmememi emrettikten sonra yanımda olduğunu hatırlatıp basıp gidecekti. Bunlara ihtiyacım yoktu.
Yalnızlığımı dağıtacak tek şeyin, yalnızken üzerine düşünemediğim, hakkında fikir sahibi olamadığım bir konu olacağına inanıyordum. Hayatımın boktan olduğunu, arkadaşlarımın güvenilmez olduğunu, işlerin kötü gittiğini, ailemde herkesin birbirinden kopuk olduğunu biliyordum, bana bilmediğim, tek başımayken, yaşamadan, sonunu görmeden düşünemeyeceğim bir olay lazımdı. Şöyle bir düşündüğümde, daha önce hiç aşık olmamış ve ölmemiştim. Ölmek için zaten daha erkendi.
Samimi olduğum bir kız arkadaşım vardı, 1.60 boylarında beyaz tenli,dalgalı turuncu saçları ve küçük masum suratında büyük ela gözleri olan bir kızdı. Tarzlarımız farklı olsa da, birbirimizi arkadaşlık adı altında seviyorduk. O benden biraz daha aktif, oldukça sosyal, uyanık ve zeki bir kızdı. Ben ise sıradan bir insandım ve beni en çok bu yüzden seviyordu. Takdir edersiniz ki herkesin sıradışı olmak adına farklı düşüncelere, farklı kılıklara, özgün olmak adına aslında kendisine hiç uymayan karakterlere büründüğü ve herkesin anormal olduğu bir devirde normal olmak zor bir işti. Beni sıradışı yapanda bu sıradanlıktı sanki.
Sıkıcı sıradışı dünyamda bana eşlik etmesi için ettiğim teklifi kabul etmişti. Uzun süredir arkadaş olduğum bir insanla sevgiliydim. Artık o olduğu için kayalara oturup düşünmeye vaktim olmuyordu ki zaten gerek de kalmıyordu.
Güzel geliyordu düşünmeden yaşamak, olayları akışına bırakmak ve sonunda ne olcağını düşünmemek... Bana karşı güveni tamdı, zaten etrafında fazla insan olmayan biri olarak kazık atma gibi bir lüksüm yoktu. Ne kadar arkadaş o kadar bokluk düsturunu benimsemiş bir insan olarak ona karşı içimde şüpheler uyanıyordu. O beni kaybederse pek fazla bi şey kaybetmezdi ama ben çok şey kaybederdim... Yaptığımı bir hata olarak gördüm. Daha önce hiç bir fikrimin olmadığı bi şeye gözü kapalı olarak kendimi bırakmıştım, eğer dibe vurursam tekrardan normale dönmek için o kadar zaman harcamakla uğraşamazdım, üstelik neyle karşılaşabilceğimi bile bilmiyordum. İçime bu şüphe düştükten sonra her hareketi bana batıyordu, ayrılmak için bir sebep arıyordum. Keşke bana kazık atsaydı da yeniden yalnız kalsaydım, epeydir sahilde rahat rahat oturup bira, sigara içemiyordum. Bok vardı düzenimi bozmuştum, ne güzel kendi halimde hayatın içine sıçıp duruyordum.
Telefon çaldı, arayan sevgilimdi. Arkadaşlarıyla beraber sahilde içeceklerini söyledi. İşimden dolayı fazla buluşamıyorduk, belki haftada bir kere. Sosyal bir kızdı, güzeldi, muhabbeti iyiydi. Böyle bir kızın, haftada bir kere buluşabildiği zavallı bir insana bağlı kalması bana saçma geliyordu. Aldattığının düşüncesi beynimi kemiriyordu.
İşten eve bir hışımla döndükten sonra tabancamı belime taktım ve sahile doğru yola çıktım. Bu ilişkinin sonu böyle olmamalıydı, ayrılırken darbe yememeliydim, bunu yapmamalıydı. Yanına ulaştığımda tek başınaydı, benim ne kadar saplantılı bir adam olduğumu ve geliceğimi biliyordu.Yanındaki siyah torbanın içinde 4 bira ve 2 tane sigara paketi vardı. Beni görünce sevindi,
- haydi gel hayatım, uzun süredir sahilde içemiyordun. Gel bak ikimize yetecek kadar içeceğimiz var.
Gözlerim doldu, ellerim titremeye başladı, bu kadar da olamazdı. Ondan hiç bir şekilde kurtulamıyordum, yalnızlığıma ortak olacak kadar ileriye gitmişti, bir kusurunu bulamıyordum. Yine aylar önce bu kayalıklarda ki isteğimi ve merakımı hatırladım, o zaman yalnızlığımı dağıtmak için bilmediğim bir duyguyla karşı karşıya kalmak istiyordum. Yine gelip çatmıştı, yine bir seçim yapmam gerekiyordu. Ya ondan kurtulup yalnız kalacaktım yada yalnızlık fikrini tamamen aklımdan silip onunla beraber mutlu olacaktım...
Mantıklı olan, yalnız kalma isteğini kafamdan silip onunla mutlu olmaktı. O fikri seçtim bende. Silahı kafama doğrulttum ve yalnızlık isteğine dair tüm düşünceleri, istekleri kafamdan silip attım, tek yolu buydu. Başka bir seçim yapmama gerek yoktu artık, seçimimi yapmıştım, o an çok mantıklı gelmişti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder