Evin en sevdiğim zamanları, ne ailecek mutlu olduğumuz zamanlar ne de güzel yemek pişen zamanlarıdır. Evin en güzel zamanı evde tek başıma olduğum zamanlarıdır.
Bir gün yine evde tek başıma, pencereye yaslanmış oda kokmasın da sigara kokusu içeriye sinmesin diye dışarıya üflüyordum. Tek başımayken bu tip zamanlarda her zaman ölümün nasıl bir duygu olduğunu merak edip kafamda canlandırmaya çalışırdım. O gün sanırım fazla düşünmekten dolayı pencereye yaslanırken hiç istifimi bozmadan kendimi beşinci kattan aşşağıya bıraktım. Yaz sıcağında esmesi için yalvardığım rüzgar müthiş bir hızla suratıma çarpıyordu, ben rüzgara esiyordum adeta. o 3-5 saniye içinde ölmek aslında çok keyifliymiş gibi gelmişti ta ki kafa üstü çakıl taşlarına çakılana kadar, ölüm anında daha değişik hissedeceğimi sanıyordum ama hayal kırıklığına uğradım, inanılmaz bir acı vardı ama bir saniye bile sürmemişti karanlığa gömülmem.
Uyandığımda koza yı çoktan delip uçmaya başlamıştım. Düşünebiliyor musunuz reankarnasyon diye bir olay var ve ben tekrardan dirile dirile, üç günlük ömrü olan sikimden bi canlı olarak doğuyordum. Üç gün boyunca uçmaktan başka bişey gelmiyordu aklıma. Oğlum o değil de bir kelebek olarak adam gibi uçamıyordum bile. Uçmaya her zaman özenmiştim ama bu kadar boktan uçmayı istememiştim, bir kartal, şahin, albatros olsam daha iyiydi. Kelebek olarak tek iyi yanım rengarenk kanatlarımdı ama adam gibi uçmadıktan sonra ne yapiyim renklerini? İnsanken de aynı kelebek gibiydim zeki gibi duruyordum, akıllı geçiniyordum ama aslında bir bok değildim. Kaç kere masaya oturup ciddi ciddi geleceğe yönelik plan yaptığımı hatırlamıyorum bile. Her zaman sıçardı o planlar, e beni bir yere ulaştırmadıktan sonra ne bokuma yarıyor o beyin, o zeka !?
- Her şey başarı, zenginlik değil, iyi insan ol yeter...
+ siktir lan, sen inandın mı bu söze?
zaten böyle konuşan insanlar genelde ya başarılı ve istediğini elde etmiş insanlar oluyor yada artık tamamen umudu tükenmiş mutluluğu başkalarının elinde olan insanlar oluyor. Aslında onu da düşünmüştüm zamanında, "ulan direk dünya ya şu adam gibi gelsem ya, para derdi, ders derdi falan yok, mis valla" diyerekten ama dirile dirile kelebek olarak dirilmiştim.
Saatler geçmek bilmiyordu, gittikçe canımı sıkmaya başlıyordu bu kelebeklik. İnsanken boka bastığım ayaklarımla şimdi tat alıyordum, hamburger yok lahmacun yok ve hatta daha da kötüsü mastürbasyon yok. Aklımı kaçırıyordum, resmen hayvan gibi yaşıyordum, mal gibi bir yaşam. Zaten üç günlük ömrüm var ölmeyeyim de bari bir eve gireyim orda pinekliyeyim diye düşündüm ve hemen penceresi açık bir eve girdim.Kelebek halimle cinnet geçirecek gibi oluyordum, belki de sadece bir kabustur diye düşünüp kendimi uyandırmak için bulunduğum odada ki cama çarpıp çarpıp duruyordum, hızlıca kafamı cama çarpıp duruyordum ama uyanmıyordum. Bir süre sonra kanatlarım yoruldu ve bulunduğum evin odasındaki kitaplığın en üst rafına uçup orda dinlenmeye karar verdim, ertesi gün sondan bir önceki günümü yaşicaktım, ertesi gün yapmak istediklerimi düşünüp uyudum.
Sabah olduğunda dipçik gibiydim, odanın üstünde turalarken birden donup kaldım, "her şey başarı, zenginlik değil" diyen göt lalesi kanepede yatıyordu, karısı ise yatak odasındaydı. Zaten birlikte ömür geçirilcek bir adam olmadığından gayet normal karşıladım bu durumu. Gözüm birden bardakta yaşayan japon balığına ilişti... o benden de kötüydü lan, su bardağının içinde mal mal etrafa bakınmaktan başka bir çaresi yoktu ama ben yine az çok uçuyordum, halime şükrettim bir an. Durdum başarılı ve imrendiğim adamı izledim, gözlerini açtı adeta bir davar gibi esneyerek kalktı, bir kaç saniye göz göze gelince hemen uçup kitaplığın üstüne yerleştim. Adam kalktığı gibi yatak odasına gitti, sanırım ilk başta söyleyemedikleri içinde kalmış olacak ki bir hışımla kadına bağırmaya başladı kadına, kadın da adama bağırıyordu ama eminim ikisi de neyden bahsettikleri hakkında fikir sahibi değillerdi yada ben kelebek olarak bir şey anlamıyordum.
Başarılı göt, mutlu değildi. Keyifle uçtum, ekmeğin üstüne kondum tadına bakmaya çalıştım ama insanken ki tadı gelmedi, tadı yoktu. Başarılı adam ben bunları yaparken hala bağırıyordu ve artık sinirden kapıyı çerçeveyi indirmeye başlamıştı. Başarılı olarak gördüğüm, en klişe, en boktan öğütleri dalga geçercesine veren adamın mutsuzluğu inanılmaz bir zevk veriyordu ki bi ara orgazm olduğumu sandım. Bir an durdum düşündüm, ben neden bundan zevk alıyorum diye, cevabı çok basitti, "çünkü bir bok değilim"
Keyfim yine kaçmıştı, akşam olmuş yarın ölecektim. Başarılı adamla karısı barışmıştı aynı yataktalardı ve uyumuyorlardı, seks i başka bir gözle izleyince garip geliyordu, tabi bir kelebek olarak 12.000 gözüm olduğundan dolayı bu gayet normal bir durumdu.
Ertesi gün uyandığımda ölecektim, artık mastürbasyon yapmayı ve yemek yemeyi özlemiştim. Yavaş yavaş zamanım geliyordu, 12.000 gözün kapanması zaman alacağından daha görecek şeylerim vardı ama öğrenmem gerekenleri öğrenmiştim, insanken anlamadığım olayları kelebek olarak anlamıştım, ben yine yanlış düşünmüştüm o olay aslında benim düşündüğüm gibi değildi komplekslerimden,yanlış olaylardan zevk almak, insanların başarasızlıklarıyla kendimi avutmak gibi davranışlarımdan kurtulabildiğim vakit doğru düzgün bir insan olacak,gördüklerinden ders alacak belki de bi boka yarayan bir insan olacaktım. Kompleksli ve başarısızlıklara mahkum bir insan olarak doğup, yanlışlarını ve hatalarını anlamış, olgunlaşmış bilge bir kelebek olarak ölüyordum. Bu kadar kısa süre yetmişti kendi hatalarımı anlamak için.
Ölürken en son gördüğüm şey, su bardağındaki balıktı ve yine mal mal bana bakıyordu, o durumdayken kendini nasıl avuttuğunu çok iyi biliyordum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder